
|
DENİZCİLİK KİTAPLARI KÖŞESİ
Bir üye çocuğu olarak 1960’lı yılların sonlarında adımımı attığım kulübümüz
neredeyse 40 yıl sonra,bu defa kendi çocukları İYK bahçesinde koşuşturan
bendenizden dergimize bir katkı isteyince , ilk aklıma gelen deniz ve
denizcilik ile ilgili dilimizde yayınlanmış eserleri tanıtmak oldu. Bunun
çeşitli sebepleri var ; birincisi denizcilik ve yelken ile ilgili bildiklerimin
neredeyse tamamını kitap ( maalesef tamamınına yakını yabancı dilde olmak
üzere) okuyarak öğrenmiş olmam. Yani, ben kendimi dışardan, ‘’açık öğrenimle’’
yetişmiş denizci ( artık ne kadar olabilmişsem ? ) sayıyorum, öğrenmek
için de okumanın önemine çok inanıyorum. İkinci bir sebep ; diğer denizci
ülkelerde sadece hobimizle ilgili yayınlar basarak ayakta duran dev yayınevleri
var, bizde ise denizcilik ile ilgili yayınlar henüz hala pek az. Üçüncü
bir neden; belki bizim için pek de gurur verici olmayan bu tablo değişmektedir
? Evet, son dönemde amatör denizcilik ile ilgili yayınlarda ciddi bir
hareketlenme var, söyleyecek bir iki söz, tanıtacak bir kaç kitap olabilir..?
Türkiyede amatör denizcilik hakkında kitap denilince ; her şeyin en
üstüne konulacak bir tek eser vardır. Sadun Boro üstadımızın ‘’Pupa Yelken
‘’ adlı kitabı. Sanırım en az iki nesil bu kitapla tanıştıktan sonra
denizin sihrine ve rüzgarın çağrısına kapılmıştır. Pupa Yelken kitaplığınızda
yoksa, lütfen kimseye farkettirmeden bir tane edinin, gizlice okuyun,
sonra kütüphanenizin baş köşesine yerleştirin. Daha sonra soranlara :
‘’ – Ohoo, o kitap yıllardır benim kütüphanemde, hatta başucumda ...!
‘’ diyebilirsiniz. Yani bu yazı dizisinde Sadun Boro üstadımızın ne Pupa
Yelken’ini , ne de Vira Demir adlı, ülkemizin denizden gezilecek tüm
yörelerini o nefis uslubuyla anlattığı kitabının tanıtımını bendenizden
beklemeyin. Benim haddimi çok aşar !
Yazar değilim, eleştirmen de değilim. Ama deniz, yelken ve tekne sever
olarak ; tanıtacağım kitapların satır aralarında gizli bazen insanüstü
gayretleri, cesareti ve sonsuz deniz sevgisini görebiliyorum.
İlk iki kitabımız Osman Atasoy’un Uzaklar ve Çetin Kent’in Sarıldım Minik
Teknemin Halatına adlı anlatı kitapları olsun istedim, çünkü her ikisi
de kısa süre önce yayınlandılar ve kendi ‘’rotalarındaki’’ elimde bulunan
benzeri yabancı kitaplarla karşılaştırıldıklarında, duygu ve gözlem yoğunluğu,
anlatı becerisi ve insani değerler açısından sahiden fersah fersah üstünler.
Üstelik bu kitapları yazanlar ile gurulandığım dostluk ve arkadaşlık
bağlarım var.
Zuhal ve Osman Atasoy’un hepimize küçücük gelen ketch armalı Uzaklar
teknesi ile dünya turuna çıkışları, yolda kızları Deniz’in dünyaya gelişi,
ailenin geziyi üç kişi olarak sona erdirmelerinin henüz üzerinden çok
vakit geçmedi, Bunları hep basında ve televizyonda izledik. Dünyayı dolaşmış
bir avuç Türk denizcisi veya ekibi var ; bu denizcilerimizden henüz sadece
ikisi anılarını kitaplaştırdı. Sadun Boro ve Osman Atasoy. Atasoyların
kitabı için gerçekten bir süre bekledik, bu arada kızları Deniz büyüdü,
Uzaklar Deniz Kuvvetlerine bağışlanarak Beşiktaş’taki Deniz Müzesine
yerleşti, hatta yeni Uzaklar II inşa edildi. Ancak beklediğimize değdi.
Diğer denizci ulusların sayıları binlere varan dünya gezgini denizcileri
ve bunların yaşadıkları ile ilgili yüzlerce kitabı olabilir. Ancak Sadun
Boro’nun Pupa Yelken’i ve Osman Atasoy’un Uzaklar’ı ( ayrıca yazdığı
dergi yazılarından yeteneğini bildiğimiz Zuhal Atasoy’un Uzaklar teknesini
anlattığı bir bölümü de var) bunların hepsinin içinde baş köşeye yerleştirilebilir
kitaplar. Çoğu denizcinin yaptığı gibi,sadece tarihleri, barometre verilerini,
hava durumunu, günlük kat edilen yolu, taşınan yelkenleri, karşılaşılan
zorlukları, dalga yüksekliklerini anlatan ve üstü kapalı da olsa ‘’bakın,
ben ne iyi denizciyim ! ‘’ demeye getiren tekne jurnali derlemeleri değiller.
Bu kitaplarda gezilen ülkelere, insanlara ait pek çok duygu ve düşünceyi
,çok uzak mesafelerden bile Türkiyeye duyulan hasret ve politik, ekonomik
durumu hakkındaki kaygılarını, hatta her iki ailenin de varışlarında
yapılan karşılama törenleri karşısında duydukları rahatsızlık ve mahcubiyetlerini
de okuyabiliyorsunuz.
İki gencecik insanın nasıl bir hayalin peşinden gittikleri, dar bir bütçe
ile yılmadan nasıl kendilerine uygun bir tekne aradıkları, tekneyi alabilme
ve yolculuğa hazırlamaktaki zorlu çabalarını, yola çıkar çıkmaz yaşadıkları
ilk aksaklıkları , gururla dalgalandırdıkları Türk bayrağı nedeniyle
kimi limanlarda karşılaştıkları tatsız muameleleri, ülkeden binlerce
mil uzakta telsizle temas kurulan koskocaman bir Türk şilebinin nasıl
yolunu değiştirip Uzaklar’ı ziyarete geldiğini, japon yatçılardan öğrendikleri
lezzetli çiğ balık hazırlama yöntemlerini anlattıkları mektup üzerine
bir muhabirin : ‘’ – Aç kalan maceracı Türk denizci karı koca çiğ balık
yediler ’’ diye haber yaptığını öğreniyoruz ( aradan onca sene geçmiş
; şu an dünya gezisi yapan diğer Türk gezginler için de, benzeri televoleci
haberlerinden vazgeçilmediğini görüyoruz ). .Ama hayat hep çelişkileri
barındırır, bir denizci gazeteci ve kurumu Atasoy’lara seyahatleri boyunca
destek oluyor. Kitabın sonundaki bir bölümde ise Türk basınının Atasoylar
ve seyahatleri ile ilgili cepheleşmesini ibretle okuyabilirsiniz. Beş
sene süren gezi elbette kısaca anlatılamaz, Uzaklar bu nedenle her sayfası
zevkle okunan 591 sayfalık bir kitap.İlk baskısı Ağustos 2004’de yapılmış
ve Naviga Yayın ve İletişim A.Ş. yayını.Kitabı Atasoyların çektiği bol
resim ve rotalarını gösteren haritalar süslüyor.
Ataköy Marina Yat Kulübü ( AMYC ) yıllardır süregelen, yatçılığımızı
geliştirici ve tanıtıcı faaliyetlerinin belki de en kalıcısına geçen
sene ortalarında girişti. Yerli ve yabancı denizcilerin eğitsel ve
anı kitaplarını Türk amatör denizciliğine kazandırma kararı aldı ve
hızla uygulamaya koydu. İşte Çetin Kent’in Sarıldım Minik Teknemin
Halatına kitabı bu misyonun ilk temel taşı oldu. Peki, Çetin Kent kimdir
? İmzasını ( İlle küçük ve bitişik yazılacak ! ) çetokaptan diye atan,
denizle geç tanışmış, ‘’ ilk defa beş yaşındayken falan sayfiye yöresinde
babamın kotrasında yeke tutmuşum ‘’ demeyen, 35 yaşlarında biraz çekingen,
biraz mahçup bir mühendis, yelkenci, yazar ( denizcilik dergilerini
okuyanlarınız onu iki ayrı denizcilik dergisindeki sürekli yazılarından
tanıyacak ) , fotoğrafçı. Kitabın ismine konu olan Tweety adlı teknesi
2000 yılı İzmir yapımı 5,30 metre boyunda minik bir yelkenli. İsmini
peltek dilli , ama bilgiç ve yeri geldiğinde gayet cesurca davranıp,
kedilere karşı koyabilen şirin bir çizgi film kahramanı kuştan almış
(Çetin’in el GPS cihazının da, hatta kamyonetinin de birer adı var,
onlarla kitapta tanışacaksınız zaten...). Çetokaptan’ın konuşan, hem
de konuştuğunda örneğin mitolojinin derinliklerine inebilen bu minik
tekne ile, ilk seferlerinden Ege, Akdeniz sahilleri boyunca uzanan
uzunca gezilerine kadar hem mizahi, hem duygusal hikayelerini okuyacaksınız
bu kitapta. Salması dipteki bir kayaya vurunca konuşmaz olan Tweety
ve onun bu olaya ölesiye üzülen sahibi, 2001 buhranı sonucu yazarın
içinde gittikçe yer eden ‘’hadi git buralardan’’ dürtüsü, yolculukta
Tweety ve sahibinin kendilerini epeyce yabancı hissettikleri çok yıldızlı
marinalar hayatı ; ama sessiz sakin, mütevazi limanlara dümen tuttuklarında
yanaşacak bir yer göstermek bir yana, onları kaçırmaya çalışır tavırlar
takınan insanlarımız, teknenin halatını almak için oradan oraya koşuşturan
bir yaşlı karı kocanın ise yabancı olması gerçeği, bu gezi ekibinde
bulunan çetokaptan’ın kurt köpeği Zorba’nın maceraları , Aydın ilinin
göbeğinde her zorluğa inat inşa edilen bir piratın Hisarönü Körfezine
taşınması , bünyesinde deniz ve yelkencilik virüsleri gün geçtikçe
daha etkili olan Çetin Kent’in büyük teknelerle transfer maceraları,
Yunan Sahil
Koruma Botları ile ‘’deniz dalaşları’’ hepsi bu kitapta harika bir uslupla
anlatılmış. Denize, teknelere fazla ilginiz olmasa bile Çetin Kent’in
kalemiyle tanışmak için bile okunmalı.
Editörlüğünü Sezar Atmaca’nın yaptığı kitap Ataköy Marina Yacht Club
yayını.168 sayfa.Kapağını ve son bölümünü yazarın kendi objektifinden
renkli fotoğraflar süslüyor.
Gelecek sayımızda başka kitaplarla birlikte olmak dileğiyle.
Âli San
|