Küçücük teknedeki dünya....

AY IŞIĞIYLA YIKANMAK...

Çetin Kent kendi dünyasını yansıtan Sarıldım Minik Teknemin Halatına adlı kitabında, çok şeyleri anlatarak denizcilerle bütünleşiyor.

"Çocukluğum denizde geçti" diye anıları olan biri değil Çetin Kent. "Hayat deniz kokuyor", "deniz üstünde olmak yeter" deyip, "bununla da çıkılır mı?", "bu tekneyle nereye gidebilirsiniz?" sorularına aldırmadan beş metrelik teknesiyle Ege koylarını arşınlayan içimizden biri. Teknesini yaptırdığında henüz usta bir denizci de değil. Ama minik teknesiyle "Allah akıl fikir versin seyri yapan", yaptıkça denize, denizciliğe daha çok bağlanan, ustalaşan iyi bir amatör denizci. Kah çarmıhını kah ıskota makarasını kopararak, kah minik teknesini kayalara, topuklara oturtarak, kah cenoasının tamburuna halatını dolayarak, dümen palasının yardığı suyun sesiyle ustalaşan bir amatör denizci. Suları yardıkça, gerçek denizin "ben buradayım" dediğine şahit oldukça ustalığı da artıyor. Fark etmeden birçok şey öğreniyor, tek başına demirliyor, yanaşıyor, fırtınalar atlatıyor. Her seferinde yeni tecrübeler kazanarak bir sonraki yolculuğuna koşuyor, denize ve rüzgâra saygıda kusur etmiyor.



Teknesiyle yaptığı seyirlerinde sürekli muhabbet ettiği, ona yarenlik eden iki arkadaşı daha var yanında. Bir çizgi film kahramanından ismini alan teknesi Tweety ve iyi bir miço olarak teknede büyüyen köpeği Zorba. Deniz, rüzgâr, Tweery, Zorba ve Çetin "yaşamaya dair çok önemli bir vazifeye" yelken açıyorlar. Seyahate değil "seyre" "seyirlere" çıkıyorlar Ege koylarında. "Kaptanı, aşçısı, makinisti, güvertecisi, temizlikçisi, doktoru.." kısacası teknenin bütün görevlerinin Çetin'e ait olduğu seyirlere.

DENİZ...

Denizi mitoloji tadında biraz büyü, biraz abartı, biraz da sevgi katarak yaşayın derim başka da bir şey demem" diyor Çetin Kent. Yelkeniyle dolaştığı diyarları, irili ufaklı koylarda yaşadıklarını anlatıyor, bir anlamda da Ege'nin lacivertini dillendiriyor, aktarıyor. Mitoloji öyküleriyle, şiirlerle tadlandırıyor anlattıklarını sık sık. İzmir Körfezi'nden, Foça'dan, Çeşmeye, Alaçatı'ya oradan Hisarönü Körfezi'ne uzanan onlarca irili ufaklı koyu "tavşan kanı" bir dem çay lezzeti eşliğinde dolaştırıyor bizlere. Siz hiç "ay ışığıyla yıkandınız mı?" diye soruyor.

"Deniz bizim için kurtuluş sorunlardan uzaklaşma" bunun için "kıyıdan dört mil açılmak yeter" dese de yalnız kalınan koylarda üzerinize "akşam griliği' çökmeye başlıyor, üzerinize "huzur" çökmeye başlıyor, üzerinize "kendiniz" çökmeye başlıyor sorular, hesaplaşmalar başlıyor...

MİNİK TEKNEDE YAŞANANLAR...


Sadece denize, denizciliğe dair bir güzelleme değil "sarıldım minik teknemin halatına". Denizde yaşadığı hayal kırıklıklarını da sitemkâr satırlarla anlatıyor, bizleri uyarıyor kimi zaman: "Denizin ve denizle uğraşan insanların benim kara hayatım için kurtuluşum olacağını düşünürdüm. Karaya ait sıkıntılarda boğulmamak, çıldırmamak için denizle ilgili insanların emniyet supabı olacağını, iyiliğin, yardımseverliğin ancak ve sadece denizle ilgili insanlarda kaldığını düşünürdüm. Bu geçen sürede gördüm ki, dünya tatlısı liman görevlileri diye bir şey, yardımsever amatör balıkçılar diye bir grup yoktu, ya da bana rast gelmemişti”

"Normal bir su kuşu için bile abartılı bir durum olan" Çetin'in seyirleri, seferleri, Tweety'nin yanısıra arkadaş tekneleriyle de sürüyor kitap boyunca. Arkadaşlarını, dostlarını, teknelerini tanıyoruz, onlarla bir ucu İstanbul'a kadar uzanan yüzlerce millik seyirler de yapıyoruz. Bu arada "körler, sağırlar denizde çatışma tüzüğünü ağırlar seyri", "ohhh seyri" gibi denizciliğe ilişkin birçok yeni seyir türü öğreniyoruz. Aydın'da yapılan beş metrelik (pirat) bir tekneyi yüzlerce mil ötedeki denize ulaştırmaya çalışıyoruz. Dostluklar konusunda denizin karadan önemli bir farkını da öğreniyoruz: "Bu dostların hepsini ortak deniz sevgimiz sayesinde tanıdım, onlarca yıl boyunca edinemediğimiz kadar dostu iki yılda kazandım, en büyük kazanç bu."

SIĞANLAR ve SIĞMAYANLAR

İnanamasak, üzülsek, hayıfansak, yazıklansak, çaresiz kalsak da sağlık raporu (patente), denizde yüzen arazi, balık çiftlikleri, meteoroloji, safari PVC turist., gibi denize, denizciliğe, dair birçok probleme seyirleri sırasında onunla birlikte şahit oluyoruz.

"Bir yaşam bitmiş 'hiç abi' olmuş" hüzünlü hikayesi başta olmak üzere, teknesi, kedisi, sokak köpeği, sevgileri, sevgilileri, dostları, soruları, sorunları... Kısacsı hayata dair bunca hikayeyi iç içe minik bir tekneye sığdırmak ve o tekneye yol aldırmak bir ustalık değil mi?

Ataköy Marina Yat Kulübü yayını olan kitabın girişinde Teoman Arsay in amatörlüğü vurgulayan ve neden bu kitabın yayımlandığını anlatan kısa ama etkileyici satırları kitabı daha da değerli kılıyor.

Kitabın sonunda amatör denizcilik camiasında artık bilinen adıyla "Çeto Kaptan" ın seyirleriyle ilgili 16 sayfa birbirinden güzel ve ilginç renkli fotoğrafla, kitapta geçen terimlerin açıklandığı bir de sözlük var. Ataköy Marina Yat Kulübünde (0212 560 42 70). Kitapçılarda. Denizler Kitabevi'nde (0212 249 88 93) bulabileceğiniz kitabın dağıtımcısı Kropi Yayınları (0216 330 59 24 - 0216 414 21 75). Kitabın satış fiyatı: 12.5 milyon TL.

Sezar ATMACA