![]() |
|
JOKER BOT RÖPORTAJI Bu ay sayfalarımıza Asil Marin Deniz Araçları Şirketini misafir ediyoruz. Asil Marin ismini pek bilmeyenleriniz olabilir, ama Joker Bot dersem, sanırım herkes bu ayki konuğumuzun kim olduğunu daha iyi anlayacaktır. Tüm dünyada ve ülkemizde bu tür şişme botlar, ilk üreticisi olan markanın adıyla anılırdı. Son senelerde sizlerin de farkettiği gibi, satılık ilanlarında olsun, kiralık ilanlarında olsun teknelerin ekipman listelerinde artık şişme botlar şu isimle anılıyor: Joker Bot ! Joker Bot’un hikayesini, denize dair anıları, yarışları, deniz kültürünü ve birçok şeyi Joker Bot’un babası Atilla Tümay’la konuştuk. Sohbete başlamadan önce şunu da belirteyim de: Efendim, biz İzmir’liler, kulübümüz EAYK’ın yarışlarında olsun, özel gecelerinde olsun, geleneksel toplantılarında olsun birbirimize takılmaya bayılırız. Üyesi olmaktan onur duyduğum EAYK’ın önde gelen isimlerinden olan Atilla ağabeyle de sohbete ilk giriş tabiiki “Atilla abi nooolcak bu IRC nin hali?” şeklinde oldu. Haydi buyrun bu keyifli sohbete: Ç.Kent: Atilla abi öncelikle bu güzel fabrikanızda beni misafir ettiğiniz
için çok teşek.. (Çetin’den editöre not: Bu kısımları basmayın, millete dergide rezil olurum aman diyeyim. Ben aradaki kovulmalarımı filan temizler sakin bir sohbet olmuş gibi toparlarım yazıyı) Ç. Kent: Sayın Atilla Tümay, 1967 yılının Hayat dergilerini karıştırırken Macit Buluç imzalı bir haber okudum. Bugünün futbol haberlerindeki heyecanlı ve rekabetçi üslupta yazılmış, İzmir’li yelkencilerin İstanbul’luları nasıl altettiğine dair ilginç bir haberdi. Demek o kadar popüler bir spor halindeymiş ki, dergilerde gazetelerde bu popülerliğin paralelinde haberler yapılabiliyormuş. Sizler de o zamanların başarılı sporcuları olarak o günü ve bugünü nasıl değerlendiriyorsunuz? (Nasıldı abi soru, iyi dimi?) A. Tümay: (Berbattı. Röportaja böyle mi başlanır, artık mecburen cevap vereceğiz) Haklısınız Sayın Çetin Kent.(Sağol Atilla abi) O zamanlar İzmir flying dutchmande, dragonda, finnde İstanbul’u ciddi biçimde sarsardı. İki şehir arasında müthiş bir rekabet vardı. Tabi zamanla bu ilgi ve rekabet gittikçe azaldı. Yaşlarımızın da ilerlemesiyle yarışlardan gittikçe koptuk, fakat çok şükür ki denizden kopmadık. Son dönemlerde ise, sağolsun ağabeyim Mete Tümay’ın emekleriyle kurulan Ege Açıkdeniz Yat Kulübü’nün yat yarışlarıyla yarışçılığı, o heyecanı yaşama imkanı bulmaktayız. Ç. Kent: Yat yarışlarımıza katılan üst düzey teknoloji ve performansa sahip teknelerin sayısının artması için ne diyorsunuz? A. Tümay: Bildiğin gibi bu sene kulübümüzün filosuna yeni First 40.7 ler katıldı. IRC 1 grubumuz oldukça heyecanlı yarışlara sahne olmakta. Bizler de Ünal Bey’in aldığı Grandpa’s teknesinde yarışıyoruz. Performansa dayalı, başlı başına ciddi bir tekne. Teknede altı kişi 60 yaşın üzerinde, geri kalan 4 kişi de ekiptekilerin oğulları. Şamandra yarışları bu yüzden bizi yoruyor. Bu yaş ortalamasından dolayı, uzun yarışlar bizlere daha rahat geliyor. Ç. Kent: Peki ne olacak bu ratinglerin hali, nerde bu devlet nerde bu millet! A. Tümay: Ben de işin içinden çıkamıyorum. Eskiden yelken 5 kiloydu, direk 35 kiloydu, tekne 160 kiloydu, ekip ağırlığı da sınırlıydı. Kimse rating hesapları peşinde koşmaz, ayak oyunları yapmazdı. Çıktığın vakit tekne ayarı, havanın durumu, trimler ve ekibin özellikleri ön plana geçerdi. Avcılıkta bile doğadaki canlıya bir kaçma, kurtulma imkanı verilir.Her yanı kapalı yerde av olmaz. Son dönemlerdeki rating tartışmalarını buna benzetiyorum. Fizik kuralları dahilinde, bu rating sisteminde bazı tekneleri geçmeniz mümkün değil. Herhangi bir yakıştırma ya da tenkit anlamında söylemiyorum ama kulübümüzün devamı için buna bir çare bulunmalı. Katılımdaki düşüşün en büyük sebebini burada görüyorum. Aynı tekneler bile kendi içinde uygulamalarla avantaj sağlamaya çalışıyorlar, ağırlık vs. belli iken sırf tartıda hafif çıkma uğruna kapılarla, masalarla oynanıyor. Ç. Kent: Joker Bot’a girsek mi artık? A. Tümay: E tabi yarış konusu açılınca sen de bilirsin kolay bitiremiyoruz. Joker bota dönersek, Joker bot artık tüm Türkiye’nin tanıdığı bir marka haline geldi. Bu yola 1985-86 senelerinde çıktık. Orjinal İtalyan Joker botun 6-7 aylık eğitim ve eleman katkısıyla başlayan üretimimiz, bugünlere kadar gelişerek geldi. Ç. Kent: Öncesinde dünyada orjinal Joker bot’un konumu nasıldı? A. Tümay: Dünyada 98-2000 yılları arasında şişme bot piyasası tavan yaptı denebilir. Bilindiği gibi Zodiac bu işin babası sayılır. Joker bot ise İtalya’da ciddi markalardan bir tanesi idi. Novamarin başta olmak üzere başka ciddi firmalar da bulunmaktaydı. Zaman içinde bu firmalar bölünmelere uğradılar. Bizim asıl şirketimiz o zamanlar Asil Kauçuk idi. Ayakkabı sanayiinde kullanılmak üzere kauçuk üreten Asil Kauçuk’un kardeş şirketi olarak Asil Marin’i kurduk. Ç. Kent: Şirketinizde orjinal Joker botun hissesi var mı? A. Tümay: Hayır. Bir joint venture anlaşması yaptık. Sadece teknik destek alarak birlikte yürüttüğümüz bu oluşum, İtalyan şirketin yönetiminin babadan oğullara geçmesiyle değişikliğe uğradı. Orjinal Joker botta bunun sonucu bazı yapısal değişiklikler oldu. Biz de bazı kararlar aldık. Fabrikamızı İzmir’e taşıdık, Türkiye’de Joker bot isminin kullanım hakkını aldık. Yurtdışındaki isim ve üretim hakkı ise orjinal Joker bottadır. Ç. Kent: Yurt içi ve yurt dışındaki bu iki şirketin üretimlerinde farklılıklar var mı? A. Tümay: Temel olarak bir şişme botun ana hatları bellidir. Bir tüpten ve bir fiber tabandan meydana gelir. Fakat oturma grubunda olsun, donatılmasında olsun her ülke kendine has farklılıklar yaratır. Türk insanı yeni yeni denize çıkmasına rağmen denizimize, kültürümüze, kullanım amacımıza göre bizim botlarımız kendine has, küçük farklı özelliklere sahiptir. Dikkatli bir göz yurtdışı ve yurtiçi üretimi iki Joker botu ayırabilir. Kalite farkımız yoktur, ayırdedici özellikler dizayn farklılığından gelir. Ç. Kent: İmalat konusundaki aldığınız yol ortada, hizmet ve satış sonrası işler için neler söylemek istersiniz? A. Tümay: Sadece üretim değil hizmet olarak da müşterilerimize üst düzeyde yardımcı olmaktayız. Gelen istekleri, şikayetleri değil sezon geçirmek, bir hafta bile gecikmeye mahal vermeden, en kısa zamanda cevaplandırmışızdır. İsmimizin şu anda belli bir sesi ve tınısı varsa bu yukarıda söylediğim hizmet anlayışımızdan gelmektedir. Biz Joker bot olarak kendi ürettiğimiz botların servis ve tamiri konusunda sorumluyuz ama bir denizsever ve denizin tuzunu yıllardır yalamış bir insan olarak, elinde şişme bot olup da tamir beklemenin nasıl bir şey olduğunu iyi bilen bir kişi olarak, Joker bot harici markaların botlarına da artniyetsiz olarak hizmet vermişimdir. Şu anda Türkiye’de 15.000 civarında Joker bot dolaşmaktadır. Aşırı üretim ve servis yoğunluğundan son zamanlarda kendi botlarımıza ancak hizmet vermekteyiz. Bot üretiminde makine ağırlıklı değil insan ağırlıklı üretim vardır. Kesimden dikime, zımparadan yapıştırmaya kadar her aşama insan ağırlıklı olarak yapılır. Bu da üretim miktarı arttıkça kalite kontrolu konusunda olsun, hizmet anlamında olsun bize daha çok sorumluluk yüklemektedir. Ç. Kent: İhracat yapıyor musunuz? A. Tümay:İmalatımızın % 40 ‘a yakın kısmını 4 senedir ihraç ediyoruz. Başta Almanya, Hollanda, Yunanistan, Fransa, ABD, İsrail olmak üzere dünyaya yayılmış durumdayız. Dışarıya satışı 2 farklı markayla yapıyoruz. Ülkemiz dışında Joker bot markasını kullanmama sözümüzün de arkasında duruyoruz. Bu bakımdan yurt dışında gördüğünüz Joker bot bizim üretimimiz değil, orjinal Joker botundur. Fakat ülkemize gelip bot alan yabancıların dışarı çıkardığı botlarımızı da görmeniz ihtimal dahilinde. Ç. Kent: Müşterileriniz sadece sivil kesim mi? A. Tümay: Gerek TSE gerekse CE sertifikalarının alınmasıyla sivil denizciliğe götürdüğümüz hizmeti, resmi firmalara da yönlendirdik. Sivil Savunma, Deniz Polisi, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri ve benzeri kurumlar için ciddi boyutlarda imalata girilmiştir.
A. Tümay: Can kurtarma salı imalatımız da oldu. Başarıyla devam eden
bu alandaki üretimimizi, son 1-2 senedir yaşanan ciddi rekabetten dolayı
şu anda durdurmuş bulunmaktayız. Can kurtarma salı üretimimiz yeni bir
vizyonla, yeni bir istikametle 2006 yılında tekrar başlayacaktır. Biz
4 senedir Alman teknolojisini satın alarak üretim yapmaktaydık. Bu alanda
imalat yelpazesi çok değişkenlik arzediyor. Yani 3-5 kişilik can salından
25 kişilik can salına kadar üretim yapılmakta. Bize bu çeşitlilik çok
rantabl gelmedi ve bir süre duraklama kararı aldık. Dediğim gibi 2006’da
mevcut sistemi daha geliştirip, üretim sistemini de daha kolay bir şekle
sokarak tekrar imalata başlayacağız. Ç. Kent: Seneler önce botla İstanbul’dan Antalya’ya gidiş maceranız vardı yanlış hatırlamıyorsam? A. Tümay: Evet 87 senesinde yaptım bu yolculuğu. Tanıtım amaçlıydı. Bu aralar bir benzeri proje üzerinde çalışmaktayız. İstanbul, Antalya, Taşucu, Girne, İskenderun sonra trenle GAP, Van, Hopa, İstanbul. 25 günde bitecek bu yolculuk bir TV programı olarak da yayınlanabilir. Maksat insanlarımıza denize çıkmak için illa yüzlerce milyar lira gerekmediğini göstermek. Botumuzu ön plana çıkarmak amaç değil, güvenilir olmak şartıyla her türlü deniz aracıyla denizin keyfinin çıkarılabileceğini göstermek, Türkiye’nin denizi, kıyıları, misafirperver insanını belgesel tadında işlemek. Ç. Kent: Son olarak neler söylemek istersiniz? A. Tümay: Kalitede üst sınır yok. Durursanız düşersiniz. Daha yukarılara
çıkmak en temel amacımızdır. Bunun için de araştırma, eğitim ve geliştirme
faaliyetlerimize büyük önem veriyoruz. Kendi içimizde seminerlerle, kurslar
ve imtihanlarla her çalışanımızı geliştiriyoruz. 20 yıla yakın bir süreç
içerisinde fabrikamızdaki her türlü teknik uygulama, teknik formasyon
ve organizasyonla piyasada yerimizi almaya çalıştık. Başarımızda en büyük
pay çalışanlarımızdadır. O yüzden tüm çalışanlarımıza ve aynı frekansta,
uyum içinde olduğumuz yönetim kurulu üyelerine teşekkürler ediyorum.
Biliyoruz ki bizim başarımız Türkiye’mize de katma değer sağlamaktadır.
İnsanlar artık denizde yaşamanın karada yaşamak kadar önemli olduğunu
görmeli. Denizle ilgili üretim yapan, denizle ilgili bir malı meydana
getiren ve satanlara destek verilmeli. Bu sayede ülkemiz de üst sınıflara
atlayacaktır, ileri gidecektir. Şunu da söylemek istiyorum: Buraya kadar geldiniz, Joker botun hikayesini
dinlemek için zahmet ettiniz. Ciddi ve saygın bir kuruluş olan Naviga
Mecmuası kurucularına bir denizsever olarak önce çok teşekkür ediyorum.
Çünkü çok ciddi program ve çalışmalar yapıyorsunuz. İzmir’de de Çetin
Kent olarak çok sempatik bir çizgide amatör denizciliğe büyük katkılarda
bulunuyorsunuz. Arzu ettiğimiz şeyler, böyle medyamızın, böyle dergilerimizin
çoğalması, deniz sevgisinin tüm ülkemize aşılanması.
|