ENGELTERE KRALİYET DENİZCİLİK MÜSTEŞARLIĞINDA BİR ÖĞLEDEN SONRA


- James!
- Hea?
- E çüş, gosgoca melmeketin deyngizcilik misteşarlığında amir muavini ol, seslenen neyin olunca da hea de!
- Gusura galma abi
- Abi deeel, abi deeeal! Amirim diyecağsan. Bin kerra süledim, işyerinde abi yoh, amirim diyecaaan! İşte o kadder !
- Başüstünge abi..rim..ehih
- Biraz dihhat et be Jamesim, ahanda bah seçimler de yapıldı, her an başga bir yere tayingimiz neyin çıkabilir. Gül kibin işimiz var, ahşama değin yan gelip yatıyoz, biraz dihkat be olum.
- Emme abi...rim, amirim, biz ne annarız denizden sudan çimmekten, partidehilere sölesah başga yerde neyin bi görev verselerdi ya bize.
- Şükhret James, şükhreet halına. Partiden böyühlerimiz olmasa şu anda sen de ben de tahşrada üç kuruşa örgetmenlik, dohtorluk neyin yapıyor olacaadık. Fena mı oldu bah, şükhret gulüm şükhreet.
- Alemsin abi..rim, amirim yav, örgetmen, dohtur neyin olmah kiiim bis kim.
- James sen bulunduğun mahamı küçümsüyon!
- Yoh be amirim. Gerçi ben yüzme neyin bilmeden bu gurumda nası çalıştığıma da şaşıyom ama..hehe...Valla amirim şaha bi yanga, bigün irezil olacaz deyin gorkirem. Geçen seneki hadisayı biliyon, o zamanki sayın bahanımız devlete gelir getirin huleynn deyin celallendiydi de gorkudan 1 hafta daireden çıhamadıydık.
- E ama nassı çözdüydüm olayı? Sen abini tanımamışan James. Nası bi sürü vikinglerden galma ganun neyin bulduydum arşivden, hatırlasana. Balıhçısından gemisinge gadder herkes tonnan para bayıldıydı devlete. Hala da bayılıyorlar ayrı gonu. Bakan getti emme, senin abinin ortaya çıhardığı ganun aslanlar gibin uygulanıyo. Sen abini, sen amirini, heç tanımamışan James, yazıklar ossun. Gerçi o ganunu günümüz İngilizcasına çeviracaz diye çoh emeh harcadıydıh, teh bi kelimesini bilene anlamadıydım emme, fena mı oldu bah..
- Sayın abim..rim, benim senge her zaman tahdirim sonsuzdur. Beni gorgutan şey....
- ZIRRRRRRRR
- Alüüü? Kim? Misteşar mı? Hemen bağla gızım hemen! (James ayağa galk la, önünü ilikle müsteşar bey arii)
- Buyrün sayın misteşarım!
- ...
- Annaşıldı efenim..
- ...
- Annaşıldı efenim.. Eyi günler!....
- Yandık James, yeni bi çalışma istiiler.
- Nassı amirim?
- İliman başganlıklarındaki kontrollerde teknelerde bulunması gereken elet edevat için liste mi ne hazırlayın neyin didiydi, tam anlamadım gerçi ya.
- Bana gene yan sokahtaki gemi malzamesi satan dühkandan aldığımız gatalogu getirmek düşüyo desene amirim hehe.
- Dalga geçme James, biliyon ki o duhkandan aldığımız gataloglar olmasa biz bu işi sitting sene yapamayız olum.
- Dogri diysen abi..rim, amirim, gatalogu getireyim...
- James!
- Hea!..fendim, efendim amirim. Gılps..
- Şu sayfadaki alet ne la. Tüfenk gibin.
- Halat atma neying makinasıymış amirim. Gemiden karaya halat atıyo herhal. Ben anlamam.
- Sanki ben çok anlarım. Hehe. Neyse işimize bahalım, yaz bu makinayı listeye faydalı bir alete benzii, emniyet emniyettir James.
- Ama amirim halat atınca karadaki adamlara gelirse tehlikeli olma mı?
- James onu da karadakilerle ilgili misteşarlıktakiler düşünsün gözüm, delirtme adamı, ben bu devletin yükünü çehmekten ezilmişim zaten, onu da ben mi düşünecem James, bensiz bir iş yapılamayacahmı bu melmekette, ben bu ağırlığın altında eziliyom James, ben de insanım, hizmet hizmet bi yere gadder James, beni anlıyür musun, James!
- Amirim siz olmasanız bu...bu...fırkkk..böhühea. duygulandım amirim allah canımı alsın...fırkk
- Hehe ağlama la ahşam bi filimde gördüm bu sahneyi, abinin sanatsal yönünü de gözardı neyin etme hehe
- Alemsin abi...rim, şey, amirim
- Şu resimdeki nemiş?
- Şu mu, gemi batınca zınyal gönderip uydulara neyin alarım veriyormuş.
- Rengi de güzelmiş la, yaz bunu da James, listeye. Emniyet emniyettir James! Aklından çıharma
- ZIRRRRRRRR
- Alüü? Kim? Eşim mi? Bağla gızım bağla..(Yengen arıyo James galkmana gerek yok önünü ilikle yeter)
- Aaaaaalüüüüüüüüü? Hee? Heee? Yapma elızabet allaan aşkına mesai saati içingde açıp da sorulacak soru mu bu yav, çalışıyoz şurda hayrat bişeysin. Hee.. Ya çahmak yok mu evde, kirbit felan da mı yoh gadın, gontrol et işte, delirtme adamı....alüüü ..alüüü! Kesildi herhal. Neyse James, ne diyurduk?
- Yenge ne diyor abi?..rim?
- Yav mutfak düpünden ses gelii koku yapii diyo, ne yapayım diyo, bah bah.. Açmış onu soruyo, kirbitle kontrol et dedim, telefon kesildi sonra anlamadım neyse, ne diyorduk?
- Emniyet.
- Hah yaşa, Jamesim emniyet her zaman emniyet! Hele bu denize çıkan insanların hayati tehlikesi sözkonusu, ne kadar müüm bi görevde olduğumuzun farkındasın deel mi. İki dudağımızın arasında bu insanların hayatı. Demincek ondan didim sana sen bulunduğun mahamı güçümsüyon diye. Yapma!
- Ama amirim benim gorkum yanlış bişey yaparsak da insanlara irezil olursak neyin deyi. Hani böle gataloga bak bak salla nireye gadder
- James bazen hakkaten saçmalıyon iki gözüm. Len gosgoca devletin askerleri bizim bu yazdıklarımızı kontrol ediyor, uyguluyor, ceza kesiyor, bi saşmalık yapmış olsak önce onlar uyarmaz mıydı olum, sen göğnünü ferah dut. Emniyet her zaman emniyettir. Sen önce emniyeti düşünürsen yannış yapmazsın gulüm. Kaç yangın tüpü koyduralım kayıklara?
- 2?
- 5 yap sen onu James. Emniyet emniyettir. Hatta ikişer tane yanmaz battaniye koydur, battaniyenin motifini beğendim gatalohda. İşaret fişenkleri de goy, rengarenk ne gözeller la. Bu bavul gibi alet nemiş James?
- Ha o kendiliğinden açılan can salımış amirim. Gayıg batınca bu açılıyormuş otomatinkman.
- Aha yaz bunu çok faydalı bişeye benzii.
- Aman amirim bunun fiyatı benim kaç aylık maaşım yav.
- JAMES! EMNİYET! Hem dengize çıhan adam zengin adamdır sen ne bilecen cahal!
- Gusura galma amirim, en son ne zaman denize çıhtınızdı sen?...yani siz?
- Heh heh. Denize çıhmamızı istese yohardaki solungaç dakardı la. Hayatta çıhmam öle suyun depesinge felan, delimiyim ben. Bardaktan su içerkene bilene ben sandalyaya dutunuyom nolür nolmaz deyyi.
- TAK TAK TAK
- Giiiiir! Buyr..ahah Matheus sen ne arıyon la burda. Hoş geldin hoşşgeldiiin, buyur geç.
- Hoşgördüh abi, valla sıkhıldım orda izin aldım geldim.
- Hoş geldin hooşgeldin, James bah olum bu Matheus abin, bizim daireden iliman başkanı olarak atandıydı geçen sene gittiydi. Bu da James, benim muavin. Hangi ilimandı o Matheus yav, nereye atandıydın?
- De get bırah abi yav, adını bile sölemeh istemiim, burası cennetmiş, orda hergün kavga dövüş, burama geldi yav.
- Ne gavgası olum rahat değil mi işin çoh mu yovunsun?
- Ne demek abi, allah seni inandırsın haftada 5 bazen 6 tekne geliyor! Yok evraktı bilmemneydi imzaydı kağıttı kürekti. Burama geldi yav. Yaz gelince daha kötü diyolar, haftada 10 tekne sahıbısı bile geldiği oluyurmuş! Mühür vur imza at, çekilecek değil. Dün bi denesiynen gapıştık gene. Adam 5 metero tekneye bincekmiş güneye incekmiş. Bah bah. Allaaan aşkına. Limandan çıhamazsın dedim, atıştık filan, dirkene ayırdılar, aldılar elimden bi kaza çıhmadan. Ben “hava esiyo gibi” diye gemi bile yollamıyom liman dışına bea.
- Hah hah hah. James duydun mu la. Gayıgla denize açılcakmış ne adamlar var yav. Ah be Matheusum, çıharma sen de denize kimseyi.
- He valla en son öle yaptım abi. Denize çıhmayı yasakladık herkeş karadan balık tutuyo sakinledi biraz ortalık.
- En güzeli Matheusum en güzeeeeli. Bu akşam hayatta salmam yengen yemek yapıyodu bize gideriz.
- ZIRRRRRRRRRR
- Alüüü? Hea! Ev mi patlamış?????? JAMESSSSSS!
- Heaa...fendim abi...rim!
- Goş yengen evi yakmış goooooş! Ah emniyet ahhhhhh