Herkes tekne alabilir, sen bile.... (7)

Önce iyi haber:

Sevgili dostlar,
geçen yazımızdaki Bolu’lu Çeto Usta’nın tekne tarifi müthiş tepkiler aldı. 4 adet yerli tekne firması belirlediğimiz kriterlerde tekne üretimi için öngörüşmeler talep ettiler. 2 ithalatçı firma ise amatör denizciliğin yüzakı olacak yerli bir teknenin üretilmesi konusunun onları heyecanlandırdığını ve her türlü malzeme tedariğinde en uygun fiyatları vereceklerini beyan ettiler. En önemlisi ise ülkemizden tasarımcılar bu konuyla ilgilenebileceklerini, onlarla temasa geçmemizi istediler.

Kötü haber ise:
Tüm bunların verdiği sevinçle, gözlerimi açıp çığlıklar atarak yatağımda doğruldum, nefes nefeseyim, hepsi rüyaymış. Siz ne sanmıştınız ki, çok safsınız. Milyonlarca insanın yaşadığı, her tarafı denize kesmiş ülkemizde kaç bin kişinin teknesi olmasını, teknecilik sektöründen kaç yüz kişinin amatör denizcilik yayınlarını takip etmesini bekliyordunuz ki? Hiç mi sektörden bir mail, ki adres her yazıda var; hiç mi sektörden bir telefon ya da faks, ki dergide var; hiç mi sektörden bir tanıdık vasıtasıyla aktarılacak birkaç söz, ki birkaç kişiye sorsanız mutlaka ortak tanıdığımız vardır, ulaştırılamadı. “Bizim şu teknemiz sözünü ettiğiniz kriterlerin çoğuna uyar, detaylıca görüşülüp bir proje yaratılabilir” diye bir merhaba bile çakılmaz mı yahu?

Birkaç ihtimal var:
Köşemiz tekne yapım ve tasarım sektöründen kimse tarafından okunmuyor olabilir. Bu, dergi tarafından maaşına zam işine son, yürü anca gidersin konulu bir eyleme götürür bizi ki, neyse düşünmesi bile korkunç.
Ya da “bu işler daha dün poposunu ıslatmış ukala Çeto’ya mı kaldı pehhh” diye düşünülüyor olabilir, ki bu bizi dergi tarafından yuh rezil adam, maaşına zam işine son durumuna çıkarır. Şaşılacak bir şekilde aynı kapıya çıktık, hayırdır inşallah.
Ya da daha ciddileşirsek, sorun şu mu: Bahsettiğimiz özellikte seri üretim bir teknecik yok, o bahsettiğimiz fiyata uğraşmaya bile değmez, para getirecek bir mal olmadığından, üretici hiçbir kimse böyle bir tekneyle ilgilenmez.

O zaman da küçük bir tekneyle amatör denizciliğe başlayacak adama, “bak geniş geniş ferah bir tekne” diye yelken performansı bir otobüsten daha kötü olan ucubeler satılacak. Yelken performansı iyidir diye norsmeni, dümeni, hatch kapağı üç beş ay sonra çatır çatır kopacak fazla narin tekneler satılacak. Sağlamdır, kendini kanıtlamıştır diye otuz yaşındaki teknelerle kafalar karışacak ve daha yerine oturmamış sağlıksız dişlilerle çalışan bu sistemde, küçük tekne mezarlığımızda debelenip duracağız.

Yeri gelmişken geçen sayı için gönderdiğim fotoğraflardan üç dört tanesi, teknik zorluklardan ve yer darlığından dolayı yayınlanamamış. Dergi çıktığında gördüm, onu belirtmem gerek. Yazıda fotoğraflar fotoğraflar diye söz etmişiz de, yazıyı destekleyecek kadar doyurucu bir görsellik olmayınca bazı cümleler havada kalmış. Ülkemizin bu sınırlı denizcilik camiasında, bu kadar kaliteli bir çizgide yaşamını sürdürmeye çalışan dergimizin, biz amatör denizcilere yer vermesi bile bizim için büyük nimet. Okuyan tüm amatör denizciler adına derginin çıkmasında emeği geçenlere teşekkür ederim. Askerliği bir gemide “yağcı” olarak yapmışız hissi veren son cümleden sonra, konumuza geri dönelim.

Evet, maalesef aklımızdaki, gönlümüzdeki küçük tekne hayaline uyan bir üretim ya da tasarım göremedik. Yabancı dergilerde istediğimiz gibi tekneler, tasarımlar görüyoruz da, uzaktan yalanan kedi misali sadece bakıyoruz.

Bazı cesaretli ve becerikli dostlarımız yurtdışından plan getirtip, kendileri tekne yapımına girişiyorlar. Çok da güzel işler çıkartanlar var ama bu genele yayılabilecek bir sistem olamaz. En azından benim gibi yıldız tornavidayı astrolojik bir terim sanan bir adam için bir tekne yapmak, olsa olsa su üzerinde yürümekle eşdeğerdir ki o zaman bu dergide ne işim var, giderim bir yerde full time mesihlik yaparım.

Hâl böyle olunca, tabii ki iş başa düşüyor dedim. Yok yok başımıza taş yağmayacak, yani iş başa düşüyor deyip de gidip Hayrabolu Yat Tasarımcılığı Meslek Yüksekokulu’nda misafir okutman Mr. Farr’dan seçmeli ders almadım, okula ön kayıt yaptırmadım, panik yapmayın. Onun yerine İzmir’li bir tasarımcı dostumun, Sevgili Murat Ertuğ’un kapısını çaldım. Elimdeki fincanı uzatıp, “annemgil varsa bir fincan küçük tekne istedi” saflığında daldım ofisinden içeri. Uzun süredir 7.5 metrelik tasarımınına göz süzüyordum zaten, fincan mincan bahanesiyle lafa girip Allah’ın emri peygamberin kavliyle istedim tekneyi Murat’tan. Sağolsun geri çevirmedi, oturdu bilgisayarının başına, günlerce benim anlamsız isteklerime la havle çekerek sayfada gördüğünüz çizgilere ve yerleşime sahip çizimleri yaptı. Salma şöyle olsun sığ suya girmem lazım, kapalı WC olsun, modern gözüksün, hızlı olsun, şu olsun bu olsun derken ortaya bu hanım kızımız çıktı. Şimdi elimize doğmak üzere olan, üzerinde konuşabileceğimiz bir prototipimiz var, çok şükür. Sığ sulara giren namerttir diye düşünürsek salmayı daha uzun ve gözü rahatsız etmeyecek görünümde yapabiliriz, kapalı WC isteyen bizden değildir dersek kapalı WC’yi de Roma’yı da yakarız vs. vs. Özetle hiç değilse keyfimize göre fikir belirteceğimiz, oynayabileceğimiz, ortak bir resim üzerinden konuşabileceğimiz, aynı dili kullanacağımız bir “hareket noktamız” var artık. Vatana millete hayırlı olsun, KKTC ve dış ülke temsilciliklerine tiz haber uçurulsun, boy boylasın soy soylasın. Siz hanım kızımızı incelerken ben de bir bardak çay koyup geleyim, çaysızlıktan uçtuk gene, girdik Çeto Korkut hallerine. Boy boylasınmış da, hey yarabbim.

İnşa, maliyet, süre, malzeme, finansman en son olacağı ne oluverir, ayağımız alışsın, uygun bir şey olsun, ocağınıza düştük

Geçen ayki kriterlerimiz içinde tekne, 15-20 bin dolar aralığında bir fiyatta olsun ki, dar bütçeli olan bizler açısından alınabilecek, hayal olmaktan çıkacak bir tekne olabilsin şartı vardı. Bundan daha küçük ithal teknelerin satış fiyatları bile, bilinen markalarsa, 30 bin eurolarda dolaşıyor. Yerli yapım bu boylarda teknelerse 15 bin euro civarlarında. Bunu tek tük satılacak bir tekne olarak görürsek, satış fiyatı bu boy bir tekne için belirlediğimiz aralık dışına taşar. Belirlediğimiz fiyat aralığını tutturabilmemiz için bir araya gelmek ve bazı imalatları topluca yapmak gerekiyor. Kooperatif kelimesini kullanmak istemiyorum. Topluca alım haricinde başka hiçbir anlamı ve avantajı olmayan bir birlikteliğe kooperatif demeyelim. Açın kooperatif kanununu, sadece yapı kooperatiflerine KDV muafiyeti vs gibi avantajlar getirmiş büyüklerimiz. Yani bir araya gelmenin adına kooperatif deyince, insanlar “ne avantajlar vardır kimbilir” diye balıklama atlıyorlarsa uyarmak lazım. Toplu alım yapma haricinde başka bir avantaj yok.


Şu maliyet daha nasıl düşürülebilir?
Toplu yapım haricinde, projeyi ticari düşünceden sıyırmakla da, bir sermayedar firma altında bunu yaptırmaktan kaçınmakla da maliyet oldukça düşürülebilir. Tabii maalesef ki amatörce bir araya gelip tekne yaptırmak isteyen 10 -15 kişilik “uyumlu” bir grup çalışması yapılabilmesi mümkün değil. Finans ve teknik kontrolörlük açısından bu grubun sürekli etkin olabilmesi de pek mümkün ve gerçekçi değil. Eninde sonunda bir teknik destek elemanı ya da organizatör bir lider kullanılması şart.

Sadede gelelim
7 aydır süren bu yazı dizimizin geldiği noktada herşeyi açık açık yazmam ve artık bu konuya bir son noktayı koymaya hazırlanmam gerekirse, son durum şudur:

Çetin’e de, bir çok yeni başlayan kişiye de, uzun yıllar büyük tekneye ihtiyaç duymayacak, imkân bulamayacak bir çok kişiye de en uygun ve yeterli tekne budur. Okyanusları, uzakları, hayalleri bırakın, önce gerçek suyla bir popoyu ıslatın. Haftasonları, yazları, akşamüstleri yalnız ya da kalabalık her türlü şekilde denize çıkabileceğiniz büyüklükte ya da küçüklükte tekne budur. Tüm Ege’yi, hatta emniyet şartlarına riayet ederseniz, tecrübenize güvenirseniz tüm denizleri dolaşabileceğiniz tekne budur. 3-5 metre teknelerle başlamak iyidir elbet, fakat ah biraz daha büyüğü demeye erken başlarsınız. Çocuğunuz, eşiniz, kız arkadaşınız bir düzgün tuvalet istediğinde gene ah demeyeceğiniz tekne işte budur. Marinaya girdiğinizde minimum ödemeyi size yaptıracak tekne budur. Unutmayın marinalar 5 metre tekneyle de gitseniz minimum 8 metre civarı tekne parasını bağlama ücreti olarak alırlar. 10 metrelik ithal direğiyle, yelken alanıyla sizi yarışlarda utandırmayacak tekne de budur. Dışarıda kış kıyamet olduğunda içeride 4-5 kişi rahat rahat sohbet edebileceğiniz büyüklükte, modern çizgili, kaba saba olmayan tekne de budur.

Bu tekne şimdilik hiçbir ticari işletmenin ya da kişinin üretiminde, kanatları altında değil. O yüzden göğsümü gere gere serbestçe konuşabilirim. Kimsenin reklâmını filan yapmak gibi bir sıkıntım da yok. Zaten ticari bir işletmenin ürünü olduğunda eminim ki ben ve benim gibilerin ulaşabileceğimiz bir fiyata ve taksitlendirmeyle satılmaz.

Gönül ister ki ticari bir ürün haline getirmeden bir araya gelelim ve 1 senelik bir birliktelikle şu tekneden 10-15 adet “kendimize” üretelim. Kafamda tasarladığım sisteme göre hesapladığım maliyet, kalıp almak için yapılacak ahşap model yapımı malzeme işçilik, kalıp malzeme işçilik, polyester dökümü malzeme işçilik, tasarımcı proje ücreti, kalıp ortaya çıkana kadar olan tasarımcı süpervizörlük ücreti, belki bir finans koordinatörlüğü ve genel koordinatörlük bedeli, ithal direği, yelkenleri, donanımı, motoru dahil olmak üzere toplam 15 bin dolar civarında. Bir sene içinde tüm tekneler teslim ediliyor ve bu harcama bir miktar peşinat ve 1000 dolarlık aylık taksitler halinde yormadan ödeniyor. Teslim edilen tekneye bir bakalım: Hemen yelken yapmaya çıkılabilecek bir tekne! Tonilato belgesi alınabilecek bir tekne. İçerideki işleri herkesin isteğine göre bir başka birliktelikle yapılabilir. Ocağı, tuvaleti, yatakları herkes kendi de yapabilir, alabilir, isteyen birlikte de yaptırabilir. Herkes teknesinin içini istediği biçimde kullanır. Her halükârda bu tekne, sahibini zorlamadan 20 bin doların altında çıkar.

Bu işin ütopik kısmıydı belki de. Ülkemizde böyle bir birlikteliği uzun süreli sağlayıp, bu projeyi hayata geçirebilecek sabırda, olgunlukta, ciddiyette bir 15 kişi çıkarsa, zaten bu Türk Amatör Denizciliği için şimdiye kadar atılmış en büyük ve gururlu adım olacaktır. Aksi takdirde zaten ticari işletmeler mevcut, tekneler de mevcut. Cebinden bir kerede 30-35 bin euro çıkarabilecek dostlar için çok da güzel bilinen marka tekneler var zaten. Amatörce yapılmadıktan sonra bu fikrin dergi sayfaları arasında minik bir zihin fırtınasından öteye gitmesinin anlamı da yoktur.

Yedi aydır süren yazı dizimizi burada noktalamayı düşünüyorum. Sabredip okuyan, sık sık mailleriyle görüş bildiren, soru soran, paylaşan herkese teşekkür ederim. Bu yazı dizisinde bir tekneye sahip olma serüvenine dair birçok noktayı sohbet havası içinde paylaştık. Hatta kendimize uygun bir tekne bile yarattık, sanal da olsa o keyfi ve heyecanı hep birlikte yaşadık. Biraz akıl fikir güreştirdik, güldük, eğlendik, öğrendik, düşündük. Daha söylenecek, yazılacak çok şey var elbet. Bir bakmışsınız, yukarıdaki projemiz gerçekleşmiş, bu ay resimlerini gördüğünüz ufaklıklar denizlerimizde dolaşan kanlı canlı tekneler haline dönüşmüşler. Bu dergi, bu köşe, Türk Amatör Denizciliği ve elbette çenesi düşük Çeto için daha büyük mutluluk olmaz herhalde.

Mail adresimi biliyorsunuz, ckent@navigamagazin.com , her konuda yazabilirsiniz, borç istemek hariç aman ha!
Şubat’ta Boatshow’da bir Küçük İstimbot mini zirvesi yapıp, ayaküstü birer çay içelim derim. Ne dersiniz?

Sevgi, saygı ve Ege’li lacivert selamlarımla.
En son çıkan ışıkları kapasın.