
|
RAMPA, BELEDİYE MECLİSİ, TAYLAND BAHÇE FUARI, ALEM POLİTİKACILAR, BAĞLANMA SORUNU, BARINAKLARIN HAL-İ PÜRMELALİ OTUZİKİ KISIM TEKMİLİ BİRDEN BURDA BAYAN! YAVRUNU SEVİNDİR!
Gözünüz aydın, bu ay Tayland yazıları bitiyor. Önümüzdeki ay, yani Mayıs ayından itibaren sayfalar arasında, ya Ege’de feribotlarla fıldır fıldır dolaşıp, Pire, Aegina, Girit, Atina, Sakız koşuşturacağız, ya da Kahire’ye Nil üzerinde yelken yapmaya gideceğiz. Önce hangisi olsun, karar veremedim. Ya da “ortaya karışık” yapıp, Ege denizinde Nil’den getirdiğimiz Felluca’larla yelken yapıp, Girit’in göbeğine iki Sfenks üç piramit dikip, Heraklion limanındaki kaleyi de götürüp Kahire’deki Giza bölgesine oturtabiliriz!!! Geçen sayıdan kalan kandaki alkol oranı sanırım hala düşmemiş, neler diyoruz öyle, biz en iyisi gelin Tayland’a son yazımızla veda edelim.….
.JPG)
Unuttuğumuz ya da ileride anlatırız diye sona bıraktığımız bir küçük konuyla Tayland’tan ayrılacağız.
Konumuz ülkemizde sorun olmaya devam eden şu bağlanma sorunu. Hani barınaksızlıktan, marinasızlıktan filan dert yanıyoruz ya hep. Hah o konu. Pattaya’da birebir örtüşmese de bu konuya tebessümle ışık tutabilecek bir yer gördüm. Bir barınak. Ama bu barınak karada! Kışlama için çekek yeri vs gibi birşeyden bahsetmiyorum, resmen karada yapılmış bir barınak bu. Teknelerin hepsi tekerlek üzerinde, istedikleri zaman denize inip çıkıyorlar. “Tonoz monoz bağlanma palamar halat” gibi “detayları” yok. Aklınızı daha fazla karıştırmadan fotoğrafları göstereyim size. Burası aslında bir ticari işletme, sürat motorlarına ev sahipliği yapıyor. Geçen sayıda mercan adasına gittiğimiz tekne de buradan gelmiş belli ki. Hepsi birbirine benzeyen bu ticari botlar, işleri bitince buraya getiriliyorlar. Yanlarındaki yazılara bakılırsa bu sürat motorları belli plajlar ya da belli adalar arasındaki “hatlarda” çalışıyorlar. Aynı hatta çalışanlar aynı renkte boyanmışlar. Devlet mi işletiyor ya da farklı firmalar mı bu işi yapıyor bilmiyorum. Ama bildiğim şu ki böylesine bir çözüm, olabilecek en akılcı, en ucuz, en pratik çözüm. Barınaktı limandı yatırımdı diye ağlaşan insanlarımıza ve devletimize burdan bir selam çakmak lazım. Birebir çözüm bu değil belki ama istenirse nasıl da “akıl ürünü pratik” çözümler bulunabileceğine dair bir ipucu.
.JPG)
Peki ne mi yapıyor bunlar? Fotoğraflardan açıkca anlaşılıyor, görmüşsünüzdür. Fakat fotoğraf hareketliliği anlatamıyor. O küçük karelerde gördüğünüz tekne ve traktör kalabalığı tüm gün boyunca devam ediyor, harala gürele sabahtan akşama kadar insanlar ekmek yiyor, turizmden ülke harıl harıl para kazanıyor. Barınak olsa işler daha yavaşlayacak! Tonozlar, halatlar, çözülmeler, bağlanmalar biribirine girecek, tekne sayısı arttıkça barınak genişleyemeyecek, okyanus kenarına okyanusa dayanacak kuvvette bir yatırım yapma maliyeti de cabası. Çözüm öyle bir akıl işi ki. Bizde sanki cüzzamlı görmüş gibi kaçınılan şu canına yandığımın “rampa” sında bitiyor iş. Teknelerin hepsi karada kendine ait römork üzerinde duruyor. Römorklar da iki tekerlek üç profil basitliğinde. Fazlasına ne gerek var ki. En kısa zamanda en pratik ve ucuz çözüm. Doğrusu ve güzeli de bu değil midir zaten?
.JPG)
Römorklar kadar basit traktörler var bir de. Belki de ikinci dünya savaşından kalma makineler, eski püskü. Bunu da hallettik. Römorku traktörün arkasına bağladık rampaya gittik, suya geri geri girdik, işten dönen bir sürat motoru römorkun üzerine çıktı, kıçtan takma motoruna son bir yüklendi ve kuş gibi römorkun üzerine kondurdu tekneyi, traktör şoföründen ve tekne kaptanından başka kimse yok, yardıma gerek de yok, tekneyi karadaki yerine çektik, dönüşte işi çıkan bir teknenin römorkunu taktık traktörümüzün arkasına onu suya indirdik, o tekne işine gitti bizim boş römorka işten dönen bir başka sürat teknesi bindi, onu karadaki yerine götürdük, başka tekneyi aldık denize bıraktık ve akşama kadar bu durum tekrarlandı durdu. Hem de onlarca traktörle aynı anda yapıldı bu işler!
.JPG)
Haydi bu ticari bir işletme diyelim, e buna benzer cin fikirleri kendi ülkemizde niye uygulayamıyoruz? Ticari olsun amatör olsun “rampa”nın faydalarını göremiyor muyuz? Bu kadar mı körüz, bu kadar mı pratiklikten uzak, hantal ve işbilmez insanlarız?
Dergi sayfasından, amatör denizcilikte isim yapmış büyüklerimizin söylediklerinden, tavsiyelerinden, üç beş fotoğraftan haydi gözünüzde canlanmıyor diyelim, yahu hiç mi bizim paralarla yurtdışına gittiğinizde masaj salonundan kafanızı uzatıp çevredeki çözümlere bakmıyorsunuz? (Bakınız İzmir Büyükşehir Belediyesi meclisinin topluca Tayland seyahati. Vallahi fuar için gittiler, yüzlerce insan yalan mı söyleyecek ilahi Çeto!) Bangkok’taki bahçe fuarından bize ne, İzmir’i tanıtmış hazretler çok iyi tepkiler almışlar Tayland’lılardan da bilmemne. İzmir’lilerden nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Rampa rampa diye DLH’nın, Ulaştırma Bakanlığı’nın pardon Ulaştıramayan Bakamayan’lığının kulağına kulağına bağırasım var. Rampaaaaaaaa rampaaaaaaaaaaaaaa ! Koca şehirlerde nerelerde rampa yaptınız be sayın büyüklerim? 5 metrelik teknemi indireyim sonra akşam gene evime götüreyim be amcalarım! 5 metre tekne alan adam, barınak arama derdine düşmesin be sayın büyüklerim ve hemi de sevgili amcalarım. Yaptığınız kalitesiz ve yüksek pardon alçak teknoloji ürünü barınak ve limanlarınızı başınıza çalınız. Biz rampa istiyoruz. Bakınız yapımından bir hafta sonra betonu çatlayan barınaklarınıza. Çelik, beton, hafriyat, döküm işçiliği kalemlerinin hepsini tastamam alan taşeronlarınızın döktüğü, ama ortaya çıkanın beton olmadığı, içindeki çeliğin boşa gittiği barınaklarınıza. Beton parasını ödeyip karşılığında beton olmayan birşeye sahip olduğunuz barınaklarınıza. Rampa istiyoruz. Rampaaaaaaaaaaaaaa ses gidiyor mu se se bir ki rampaaaaaaaaaaaaa!
.JPG)
Amatör denizciliğin kurtuluşu küçük teknelerin yaygınlaşmasında, alım satımlarının, özellikle ikinci el piyasasının gelişmesindedir. 5-6 metre teknesi olan adamın en büyük derdi barınak olmamalı. Haftasonu rampadan römorkunu denize salmalı ertesi gün gene aynı rampadan alıp evine götürmeli. Zehirli boya bile sürmemeli adam. Ama yok, rampa yok, koca koca şehirlerde rampa yok. Rampanın önemini anlayacak yönetici yok, anlayabilecek olsa da dinleyesi yok ki öğrensin. Ne masrafı olacak be abilerim ablalarım sayın büyüklerim müsteşarlarım bakanlarım belediye meclisi üyesi abilerim canlarım ciğerlerim. Koca barınak parasını gidin siz Tayland’da 300 kişi yiyin vallahi gözüm yok. Yok, bin kere gözüm yok, on bin kere gözüm yok, yiyin, için, gezin, bayilik yapın (Bakınız geçen sayı), helal olsun. Bizim küçük tekneciler olarak barınağa değil rampaya ihtiyacımız var, barınaktan çok çok çok daha ucuz işte, canınıza minnet. Rampa.. Hadi hep birlikte rampaaaaaaaaaaaa!....Ses yok…
Veda zamanı
Artık son anılarımızı paylaştığımız Tayland tabii ki sadece Bangkok ve Pattaya’dan oluşmuyor. On günlük sürede elbetteki tüm ülkeyi keşfetmek de mümkün değil. Daha önceki sayılarda belirttiğim gibi bu öyle bir ülke ki, aylarca gezilse her anında ayrı bir güzelliğini keşfetmek olası. Eski yıllara göre belki burası da bozulmuştur, buranın da en güzel zamanları belki bu seneler değildir. Fakat şu haliyle bile ülkenin güzelliği üst noktada. Önümüzdeki uzun yıllar boyunca da etkileyiciliğinden bir şey kaybetmeyecektir.
Buranın insanları henüz bizim ülkemiz insanları ya da dünyadaki diğer ülkelerin insanları kadar bozulmamış.
Peki neden?
Teknoloji henüz gelmemiş mi? Alâsı gelmiş.
Henüz nüfus artışı sorun olmamış mı? Nüfus kum gibi.
Gelir dağılımı hakca mı sağlanmış? Nüfusun çoğu sürünüyor.
Ahlak anlayışı göçmemiş mi? Bu konu işi daha da karıştırıyor. Bu ülkenin adı seks turizmiyle birlikte anılmasına rağmen o doğal sonuç gibi görünen ahlaki çöküntü, sosyal “çatırdama” yok.
Tüm bunlara rağmen neden neden neden neden diye insanın aklı karışıyor.
Tarihi, dini ve kültürel değerlerine sahip çıkmayla alakalı olabilir mi acaba? İnançlarının güçlülüğü ve bunun günlük hayatlarına yansıması mı acaba? Bunlar bizi aşan sorular, bizi ilgilendiren kısmı ülkenin güzelliği. Gidin görün tadını çıkarın. Uzak muzak ama belki de, bizim de dahil olmak için çırpındığımız “BATI” denen “şeytan”dan uzak olması, bu ülkeyi güzel ve bambaşka yapıyor. Dediğim gibi gidin görün.
.JPG)
Videolar
Bu yazı dizisinde anlattığımız kanal turu, uzun kuyruk tekneleri, Po Tapınağı, yatan buda heykeli, gece nehir görüntüleri gibi ana konuların videolarını bir dvd’de toplamaya uğraşıyorum. Kuru kuruya toplama bir görüntü olmayacak. Dergi sayfalarından tanıdığınız teknem Tweety’e, Marmaris’e geleceksiniz. Havuzlukta toplanacağız, Orhaniye koyuna, Kızkumu’na, Turgut koyuna ve Selimiye köyüne gideceğiz. Issız birkaç koyda kahve molası vereceğiz, çam ağaçlarının arasında yelken yapacağız, arada Tayland görüntülerini de sohbete ekleyeceğiz. Yaklaşık uzunluğu bir saat filan oldu. Ama tekne sahibi bendeniz pek asık surat ve nemrut görüntü verdiğim için gece vakti ve çocuklar yattıktan sonra seyredilmesi tavsiye edilir. Yazılarda iki satır ciddi duramayan adam, bu kadar mı asabi görüntü verir arkadaş, inanılır gibi değil. (Fiziksel ucubelikleri saymıyorum bile)
Dergiyle birlikte mi verilir, ayrıca mı sunulur henüz kesin olmamakla birlikte, bir saatliğine Tweety’de havuzluk sohbeti yapıp, tüketip, bir daha da yanına yaklaşmamak üzere oradan uzaklaşacağız.
Tuzlu tebessümler yüzünüzden eksik olmasın.

|